Ara Menü
Ana Sayfa En Son Haberler Menü
Sanatçılar

Dans Pistinden Gelen İlham: Maceo Plex

Yaratıcılığı ve özgünlüğü ile dünyayı fethetmeye devam eden Maceo Plex ile birkaç saat

  • FURKAN KILIÇASLAN | FOTOĞRAF: TOM ANDREW | STİL: LEWIS MUNRO
  • 4 Haziran 2019

Mannheim'daki Hotel Dorint lobisi Nisan ayında birkaç gün boyunca dünyanın en iyi tekno festivallerinden biri olarak anılan Time Warp'ta çalacak tekno efsanelerinin bir araya geldiği bir konuma dönüşüyor. Maceo Plex de bunlardan biri. Ana sahnede Svan Vath'tan önce sahne alacak Maceo Plex için bu başarı dans pistlerinden aldığı ilhamı özgünlüğü ile birleştirmesinde yatıyor.

Geçtiğimiz on yılda kulüplerdeki ve festivallerdeki performanslarıyla beraber Miami ve Ibiza gibi elektronik müziğin kalbi konumundaki yerlerde kendine güçlü bir yer edinen tekno titanı, aynı zamanda Maceo Plex dışında yarattığı Maetrik, Mariel Ito ve hatta bazen Estornel alt kimlikleriyle de dünyayı dolaşıyor. Bugünlerde kendisinin de ifadesiyle yavaşça ama emin adımlarla tüm alt kimliklerinin birbiriyle daha doğal bir şekilde karıştığını itiraf ediyor; ''Setlerimde her zaman farklı alt kimliklerimden esintiler duymanız mümkün. Beni dinleyenler setlerimde hepsinden biraz tadıyor.''

Alt kimliklerinin yarattığı esneklik ile tek bir tarza bağlı kalmaksızın özgün işler çıkarabilen ismi bir gün Time Warp'da Maceo Plex adıyla görürken bir sonraki gün Leeds'te Mariel Ito alt kimliğiyle dinlemeniz mümkün.

Bu yılki Miami Müzik Haftası'nın, kendisinin geniş müzikal yelpazesini ifade etmek adına en iyi yıllardan biri olduğunu söylüyor. "Bu yıl Miami Müzik Haftası şu ana kadar gördüğüm en iyilerinden biriydi. Her şeyden önce, Space yeni sahipleri ve 24 saat lisansı ile benim için mükemmel bir konum haline dönüştü. Burada saatlerce performans göstermeniz mümkün. Bu yıl Get Lost'ta çaldıktan hemen sonra Space Miami'de Tale Of Us ile B2B ardından solo bir performans gösterdim. Ardından Ultra'ya gidip kendi setimi çaldım ve daha sonrasında bir başka B2B için Adam Beyer'e katıldım. Daha sonrasında The Martinez Brothers'lar katılmak için Space'e geri döndüm.'' Miami'de doğup büyüyen Maceo Plex için kendi evinde bu kadar sıcak karşılanıyor olması onun için gurur verici olsa gerek ki sözlerine şöyle devam ediyor; ''Annem ve ailem hala Miami'de yaşıyor. Miami benim hala evim ve bu yüzden burada olmayı seviyorum. Restoranlar ve turistik saçmalıkları önemsemiyorum. Buraya gelip partilemeyi seviyorum. Ve ben de bu yıl öyle yaptım."

Miami Music Week yaz sezonunda çok yoğun bir programa sahip Maceo Plex için sadece ısınma turlarından ibaret desek yalan söylemiş olmayız. Son yıllarda Ibiza'da attığı adımlarla adanın parti kültürüne büyük katkı sağlayan Maceo, bu süreci öğrenimlerle geçirdiğini anlatıyor. 2016'da adanın en eski kulubü Pacha'da Mosaic konseptini hayata geçiren isim için o yıllar çok da kolay olmamış. "Burada ağırladığımız sanatçılara baktığımızda o yıllar için çok önemli işler başardığımızı söyleyebilirim. Burada Joy Orbison, Jon Hopkins gibi isimlerin performanslarına şahit olduk. Ama aynı şey şişe servisini istediği kadar yapamayan Pacha için geçerli değildi."

Mosaic konseptinin o yıllarda Pacha kitlesine hitap etmediğini itiraf eden Maceo, şovlarına Paris Hilton ve Michael Jordan gibi isimlerin de geldiğini hatta Jordan'ın bir keresinde kendisine hiphop çalmasını talep ettiğini söylüyor. ''Oradaki insanlar ne istediklerini bilmiyorlardı. Biz de bu yüzden Mosaic'i sonlandırma kararı almıştık.''

Sonrasında yaşanan gelişmeler ise tekno titanının dans müziğindeki gücünü kanıtlar cinsten oluyor. Birçok konseptini farklı kulüplere kaptırmasının ardından Mosaic'i de kaybetmek istemeyen Pacha, tüm konseptini ve müzikal tarzını değiştirmeye karar veriyor. Artık daha az VIP servise odaklanan ve tamamıyla konseptler için yaratıcılık alanı sağlayan Pacha'ya dönebileceği için son derece memnun. ''Mosaic konseptini Pacha'da bitirmeye karar verdiğimizde artık oraya dönmeyeceğime emindim. Ama bu değişiklik yeni bir başlangıç oldu. Tekrar burada çalıyor olacak olmak heyecan verici'', sözleriyle dile getiriyor duyduğu memnuniyeti sanatçı. Solomun ile beraber Pazar günlerinde setin başında olacak olan Maceo, Pacha dışında DC10, Privilege, Hi Ibiza gibi diğer mekanlarda da performanslara imza atacak. Bu başarısının altında ise sanatçının köklerine uzanan bir hikayesi var.

Eric'in ailesi 1962'de ilk kez Küba'dan Miami'ye taşınıyor. 16 yıl sonra doğan Eric, erkek kardeşi gibi babasının salsa sevgisini devralarak yerel bir dans stüdyosuna katılıyor. Salsa kariyerleri boyunca yarışmalar kazanan, ülkeyi dolaşan Eric daha sonra ailesiyle kariyerinde belki de en önemli adım olacak Texas'a taşınıyor. Plaklara ve mixtape'lere olan ilgisi sayesinde kısa bir süre içinde ebeveynlerinin garajına ufak bir stüdyo açan Eric için dönüm noktası Green Valvet için çaldığı warm-up set oluyor. Bu set sonrası rüzgarı ve şansı arkasına alan ismin yukarı tırmanış hikayesi böyle başlıyor.

Eric, Juan Atkins ve Kevin Saunderson gibi Detroit efsanelerine tanıklık eden, bu isimlerin derin ve duygusal işlerinden esinlenerek Club Edge'de kendi radyo şovuna başlıyor ilk olarak. İlk kimliği Maetrik'i yaratmasının ardından 2011'de hala Mixmag'in favori albümleri arasında kendine yer bulan Crosstown etiketli ''Life Index'' ile artık sadece lokal bir isim olmaktan çıkıp global bir isim olmanın kapılarını açıyor.

Bu gece Time Warp ise onun bu başarı hikayesinin en büyük göstergelerinden biri. Sven Väth, Ricardo Villalobos, Amelie Lens, Helena Hauff ve Nina Kraviz'i muhtemelen aynı programda görebileceğiniz nadir festivallerden biri olan Time Warp, aynı zamanda bu yıl 25. yılını kutluyor. Bu yüzden Ibiza sezonu öncesinde Maceo'nun aklında sadece Time Warp var. Bu festivali tekno titanı için ayrı kılan bir diğer şey ise Laurent Garnier. Garnier şaşırtıcı olmayacak şekilde Maceo'nun idolü. ''Yeni bir şeyler bitirdiğimde periyodik olarak gönderip fikrini aldığım iki veya üç DJ'den biri Garnier. Acid Eiffel şarkısıyla beraber beni kendine bağlamıştı. Şu an yaptığım tüm parçalarda onun etkisini görmeniz mümkün. Harika fütüristik sesleri yaylılar ile birleştirmekten keyif alıyorum.''

Laurent Garnier'in muhtemelen gelen kutusuna inen son şarkılardan biri de Maceo Plex'in yaza damgasını vuracağını beklediğimiz ''When The Lights Are Out'' parçası. Parça muhtemelen ismin kulüp ve radyo dostu füzyonunu en yakın hissettirdiği parça olarak da diğer işlerinden ayırışıyor. “Şarkıcının kim olduğu hakkında hiçbir fikrim yok!” diyerek gülümsüyor parçanın hikayesini anlatırken. “Aslında bilinmedik bir funk kaydından sample'lamıştım. Daha sonrasında menajerlik şirketim telif haklarını almayı başardı.''

Maceo Plex'in başarı öyküsünün önemli bir parçası olan eşi Christine ona bu parça için ''Çok iyi yerlere gelecek'' dediğinde şarkının potansiyeli hakkında bir fikri vardı Eric'in. ''Bu şeylerin nasıl gideceğini asla bilemezsin, ama genelde Christine haklı çıkıyor'' diye de ekliyor.

Bir saat süren sohbetimiz boyunca Eric, ''New Order'' adlı film için skor yazmaktaki isteğini gözler önüne seriyor. Ancak röportajın bir noktasında durarak aklına gelen müzikal bir fikri kaydetmek için otel odasına geri dönüyor. “Bunu bütün arkadaşlarıma yapıyorum” diye rek sırıtıyor. Festival alanına gidene kadar aralıklarla bilgisayarında müziği ile uğraşmaya devam ediyor.

''Mükemmeliyetçilik mi yoksa rekabetçi bir çizgi mi? Diğer insanların müziklerinde bana ait ufak tefek şeyler duyunca hoşuma gidiyor ama aynı zamanda bendeki rekabet isteğini de ortaya çıkarıyor. Her zaman daha fazlasını yapabilmeyi istiyorum bu şekilde. Bence Adam Beyer gibi insanlar girişimcilik ve iş alanında çok başarılı. Bir marka yarattılar ve onu büyütmeye devam ediyorlar. İşin ticari boyutu beni fazlasıyla sıkıyor. Sevdiğim ne ise onu yapmaya devam etmek istiyorum. 300 kişi de olsa 30.000 kişi de olsa derinlikleri ve duyguları farklı setler yaratmak en büyük amacım.

Bazen bu çok yönlülüğün kendisini büyük stresin altına soktuğunu ve dezavantajları olduğunu da söylüyor Eric; ''Ben Klock veya ona benzer bir ismi örnek alalım. Yaptıkları müzik konusunda çok tutarlılar ve kariyerleri boyunca spesifik bir tarz üzerinden yürümeye devam ediyorlar. Böylece kim Berghain tipi tekno dinlemek isterse o kitleyi dünyanın her yerinde yakalama fırsatları oluyor. Benim için ise bu süreç çok daha karmaşık. Bazı insanlar tekno istiyor, bazıları house, bazıları ''ah, umarım Maetrik gibi çalar'' derken bazıları da Mariel Ito tarzından bir set bekliyor. Bu yüzden hayranlarımın ve kalabalığın aynı anda dans etmesini sağlamak benim için çok daha zor. Hala çok güvensiz olduğum anlar oluyor. Son on yılda nasıl daha fazla sosyalleşeceğimi öğrendim ve başkalarıyla konuşurken kendime daha fazla güveniyorum - yine de hala gerginliğim devam ediyor. Ancak bence en iyi müzisyenler genellikle öz güveni düşük insanlar oluyor. Bu halimden memnunum; Yaptığım her şeyde gerçekten güvende olsaydım, o zaman çok iyi müzisyen olamazdım.”

Sahne öncesi stresine rağmen Eric, Manheim'da saat 2'yi gösterdiğinde yine kendine has stili ve derinliğiyle dans pistini adeta yerle bir ediyor. Başka bir boyuta geçirip ilham aldığı seyircisiyle Ibiza'daki değişime ön ayak olan isim, dünyayı da aynı şekilde fethetmeye hazır.

Spotify '#Arşiv' çalma listemizi takip edin.

Sonraki Sayfa
Yükleniyor...
Yükleniyor...