Ara Menü
Ana Sayfa En Son Haberler Menü
Sanatçılar

Sanatla İç İçe Bir Yaşam: Christian Löffler

Almanya’nın gözde elektronik müzik sanatçısı 10 Mayıs'taki PSM Caz Festivali konseri öncesi Mixmag Türkiye'ye konuştu

  • RÖPORTAJ: OZAN TEZVARAN
  • 5 Mayıs 2019
Sanatla İç İçe Bir Yaşam: Christian Löffler

Deneysel techno sahnesinin son dönemdeki en dikkat çeken isimlerinden, duyguları harekete geçirme konusundaki becerilerini benzersiz ses manzaraları yaratmadaki ustalığıyla birleştiren prodüktör/DJ Christian Löffler, 10 Mayıs Cuma akşamı PSM Caz Festivali kapsamındaki konseri öncesi Mixmag Türkiye'nin sorularını yanıtladı. Canlı kurgu ile sahneye taşıdığı performanslarında sanatseverlere hayal ve gerçeklik arasında bir deneyim sunan Löffler'in müzik yaşamı, ilham kaynakları, sanatsal duruşu ve performatif alışkanlıklarına dair dikkat çeken detaylar bu röportajda.

Ses dalgalarını değiştirip dönüştürme süreciniz nasıl başladı? En başta size ilham veren şey neydi?

Sadece müzik yapmak istedim. İçimdeki o hissiyatı zaten fark etmiştim ama herhangi bir enstrüman çalmıyordum. Arkadaşlarımın müzik grupları vardı ve bunu gözlemlemek eğer müzik yapmam gerekiyorsa bu yolu izlemem gerektiğini bana göstermişti. Ama sonrasında synthesizer’ları ve müzik yapım yazılımlarını keşfettim, böylece yepyeni bir dünyanın kapıları benim için aralanmış oldu.

‘Zihin açıklığı’ kavramı sizce ne anlam ifade ediyor?

Yapılması gereken bir şey üzerinde uzun uzun düşünmemek anlamına geliyor. Cevap verilmemiş e-postalar olmamalı. Uğraşılması gereken evrak işleri kalmamalı. Sadece hedefe odaklanıp normal dünyada bir yol bulmalı insan. Aslında açıklanması zor bir mesele bu. Peşinden koşup “gerçekleştirdiğim her şey”, benim penceremden iyi şekilde ifade edebilir bu kavramı.

Dünyada hiç ses olmasaydı nasıl hissederdiniz?

Hayal etmesi çok zor. Büyük yaşamsal amaçlarımdan birini kaybederdim ve sanırım hayatımdaki her şeyi değiştirirdi. Öyle bir durumda mutlaka görsel sanatlara odaklanarak kendime yeni bir ifade biçimi bulurdum.

Müzik eserlerinin yaratım sürecinin en güçlü tarafı ne sizce?

Kendi yarattığınız bir şeyi çalmak insanı gerçekten derinden etkiliyor. Bir şarkının sadece başlangıç kısmını çalıp kendimi kaybettiğim bazı durumlar oldu çünkü onun yazım sürecinde oldukça yoğun bir duygusallık vardı. Kimi zaman bu duygu birikimi gerçekten çok ama çok büyük oluyor.

Elektronik ritimlerle partileme ve ‘rave’ kültürü yeni çağın yeni jenerasyonları için yeni bir ritüel türü haline geldi diyebilir miyiz?

Emin değilim. Ama kuşkusuz günümüzde elektronik müziğin yaygınlaştığı bir gerçek. ‘Rave’, müziğin tınısına kapılıp kendinizi akışa bıraktığınız çok iyi bir durumsallık. İnsanların her şeyi unutup dans ederek güzel vakit geçirdiğinde aralarında gelişen iletişimi seviyorum.

Müzikte minimalizmin gücü nereden geliyor?

Müzikte ya da genel olarak sanatta tek bir öğeye geniş bir alan bıraktığınızda anlatım çok daha güçlü bir niteliğe bürünüyor. Bu aynı zamanda elektronik müzikte dikkatimi çeken bir şeydi. Bir şarkıda yalnızca birkaç elemente yer verip onlara değişim geçirme / dönüşme alanı sunmak müziği son derece güçlü kılıyor.

Kendi prodüksiyonlarınıza yakından bakacak olursanız, Graal (Prologue)’u nasıl tanımlarsınız?

Benim için adeta bir eskiz defteri, bir tur günlüğü gibi. Her şarkı bana belli bir yeri anımsatıyor. Mesela ‘Bird’, ben geçen yaz Brooklyn’deyken ortaya çıktı. Kuzey Amerika turu sırasında birkaç günlük boşluğum olmuştu. Kaldığım evin enfes güzellikte bir arka bahçesi vardı, orada yeni müzik çalışmalarıma yoğunlaşıyordum.

Canlı çalmak için favori parça ya da parçalarınız neler?

Graal’ı çalmayı seviyorum çünkü orijinal versiyonuna kıyasla canlı çalarken ona ayrı bir enerji katabiliyorum. Anlatımı ilave davul ve melodik öğelerle zenginleştirip daha da agresif hale getirebiliyorum. Canlı performans esnasında bu tip bir dönüşüme çokça izin veren bir şarkı.

Çalarken nasıl hissediyorsunuz?

Her seferinde farklı diyebilirim. Pek çok şeye bağlı elbette ama genelde cidden büyük keyif alıyorum çalarken. Yolculuk stresi ve benzer olumsuzluklara katlanma sebebim de bu tutku. Orada olmak ve müziğimi çalmak. Bazen çok az uykuyla havaalanlarında, uçaklarda tüm günü geçirmek çok zor olsa da sahnedeyken hepsini unutup o anın tadını çıkarmaya başlıyorum.

İlham konusunda eksiklik yaşadığınız durumlarda reaksiyonunuz nasıl oluyor?

Graal üzerinde çalışmaya başlamadan önce böyle bir problem yaşadım. Bu duruma saplanıp kalmıştım adeta ve kurtuluş yolları arıyordum. Stüdyomun düzenini değiştirdim, geçici stüdyolar kurmak için farklı yerlere gittim ama sonunda bir süre müzik yapmayı bırakıp resme tekrar yöneldim. Müzik yapmaya başlamadan önce güzel sanatlar okudum, müzikten önce sadece resim ve çizim hayatımın içindeydi. Görsel çalışmalara tekrar yoğunlaşıp bir şeyler ortaya çıkarmak epeyce ilham verici oldu. Bu yöneliş yeni müzik çalışmaları için gereken ilhamı bana sağladı, kısa süre sonra ‘Ry’ adlı yeni şarkım ortaya çıkmıştı bile.

Son olarak, 2019 PSM Caz Festivali kapsamında İstanbul’a geliyor olmak nasıl bir duygu? İstanbul şehri herhangi bir şekilde size ilham veriyor mu?

İstanbul’da çalmaktan muazzam keyif alıyorum. Yıllardır buraya geliyorum, şehirde bu denli çok dinleyicim olduğunu görmek keyif verici. Her seferinde beni büyük bir içtenlikle ağırlıyorlar. Dürüst olmak gerekirse burada çaldığım zaman insanlarla aramda güçlü bir bağ olduğunu hissediyorum, İstanbul bu yüzden benim için çok özel bir yer.

Sanatçının PSM Caz Festivali kapsamında 10 Mayıs Cuma akşamı gerçekleşecek konserinin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Spotify 'Frekans' çalma listemizi takip edin.

Sonraki yazýyý yükle
Yükleniyor...
Yükleniyor...