Ara Menü
Ana Sayfa En Son Haberler Menü
İncelemeler

Elektronik Müzik 101

Bölüm 5: House

  • YALIN DENİZ ÖZCAN
  • 19 Şubat 2021

Yarı ve tam zamanlı rollerde yaratıcılığınızı işinize yansıtabileceğiniz harika bir ekibe katılmak istiyorsanız bu sayfayı ziyaret edin!

Uzun bir aradan sonra Elektronik Müzik 101 yazı dizimizin yeni bölümü olan “house”la tekrardan beraberiz. 1980’lerde ortaya çıkan ve günümüzde ana akım elektronik müzik türlerinden biri olan house'u, türün yeşermesinde ve şekillenmesinde büyük etkisi olan Frankie Knuckles, “DISCO’S REVENGE” yani “DİSKO’NUN İNTİKAMI” olarak tanımlamıştır. Bu yerinde tanımı anlamamız ve dolayısıyla house türünü de kavrayabilmemiz için öncelikle 1970’lere, disco ya da uzun adıyla diskotek dönemine gitmemiz gerekli.

1960’ların sonları, 70’lerin başlarında kuvvetli ve koşar adımlarla ilerleyen disco'nun Amerika üzerindeki etkisi gözle görülür şekilde önem kazandı. Özellikle 70’lerin sonralarına geldiğimizde, ticari anlamda önemli bir meta haline gelen ve popülerliği fazlasıyla artan disco, bu popülerliğinden ötürü fazlasıyla göz önünde bulunmaya başladı ve birçok iddia, ırkçı ve homofobik söylemle de karşı karşıya kaldı. Çoğunluğunu Afro-Amerikan Gey ve Hispanik topluluğunun oluşturduğu disco, zamanla bu suçlamalara karşı duramadı ve tekrardan yeraltına çekilmek zorunda kaldı. Disco'nun aldığı en büyük darbe ise 12 Temmuz 1979 yılında yapılan “Disco Demolition Night” oldu. Bir rock müzik DJ’i olan Steve Dahl, diskonun yükselişinden memnun olmayanlardandı. Eskiden çalıştığı rock müzik yayını yapan radyonun ana akımı takip etmek istemesi, bundan dolayı house müzik yayınına yönelmesi ve Dahl’ın bu nedenden dolayı işini kaybetmesi, nefretinin bir kısmını oluşturuyor olabilir. Disco Demolition Night’ı düzenleyen ekibin önemli bir parçası olan Dahl, bu etkinlik için çalışmakta olduğu radyodan da sürekli olarak tanıtım yapıyor, insanların maça gelmesi ve gelirken de disko plaklarını getirmeleri için onları teşvik ediyordu. Amerika’nın Chicago şehrinde, Chicago White Sox ve Detroit Tigers beyzbol kulüplerinin maçında, devre arasında gerçekleştirilen gösteri sahada yüzlerce disco plağının yakılarak yok edilmesiyle doruk noktasına tırmandı. Ardından izleyicilerin sahaya hücum etmesi ve yaşanan ayaklanma nedeniyle maç ertelendi.

Disco tekrardan yeraltına girmesiyle beraber, daha özgürce ve kuvvetli bir dönüşüm geçirmeye başladı. Bu dönüşümün ardından ise house adında bir varis ortaya çıktı. Yaşanan bu dönüşümü Rus söylem teorisyeni ve göstergebilimci Bakhtin’in karnavalesk kavramı ışığında düşünebiliriz. Buna göre Bakhtin karnaval kültürü için şunu demiştir: “Zaman ve kültüre bağlı olarak birçok formda görünüp, kimi dönemlerde görünmez olsa da karnaval kültürü kısır hatta dejenere hale gelebilir fakat tamamen yok olmaz”.

Disco ve dolayısıyla house, kültürünü oluşturan P.L.U.R (Peace, Love, Unity, Respect) düşüncesi ve dance floor konsepti nedeniyle herkesi kapsayıcı bir tutum sergilemektedir. P.L.U.R günümüz elektronik müzik sahnesinde çok fazla zikredilmese dâhi artık kültürün içine işlemiştir. Bu dünyaya giren bireyler, elektronik müzik kültürünün üzerinde yükseldiği bu dört saç ayağını temele koyarlar. Dance floor ise herkese, tek başına ve kendi olarak var olabilme imkânı sunmaktadır. Biriyle dans etmek zorunda değilsin, karşı cinsinle dans etmek zorunda değilsin, dönemin hâkim gece hayatı kültürüne ait şekilde giyinmek zorunda değilsin. Unutulmaması gereken tek şey “kendin olmak”. Dans pistinde doktor da öğrenci de dışarda sahip oldukları bütün statülerin dışında, yalnızca dans etmeyi isteyen birer birey. Gündelik hayatın hiyerarşik rütbelerinin, normlarının ve yasaklarının olmadığı bir kurtarılmış bölgedir dance floor. Son olarak elektronik müzik sahnesinde, alışılagelmiş sözcüklerle iletişimin dışında, beden ve dansla kurulan iletişim, Bakhtin’in karnaval kavramında açıkladığı “insanın insanla iletişiminin yeni bir kipi” tanımının günümüzdeki yansıması olarak düşünebiliriz. Dance floor konseptinin bir diğer önemli getirisi, birey olarak bulunulmasına rağmen beraber olabilme duygusu. Antropologlar bunu durumu communitas terimiyle açıklıyor. Her birey dans pistinde tek ve biriciktir, ancak pistte bulunan her bir insanın oluşturduğu sinerjilerin toplamı, dance floor'un kendisini oluşturur. Dance floor kalın sınırlarla çizilmiş bir bölge değil, onu oluşturan bireylerin isteği doğrultusunda şekillenen bir alandır. House müziğin temelinde bulunan dance floor, P.L.U.R, communitas terimlerini ve türün özünü, Chuck Roberts 1987’de arkadaşı Tony Lewis için kaydettiği vokalde kaydında gayet güzel bir şekilde açıklıyor. “My House” isimli acapella kayıt sonraki 30 yılda house müzik içinde “Jack Had A Groove” gibi farklı isimlerle de sıklıkla kullanıldı.

1980’ler Amerika’sında gece hayatının iki adet lokomotifi vardı. Bunlarda biri, bir önceki yazımızda bahsettiğim Detroit’te kendini gösteren techno, bir diğeri ise Chicago’da yeşermeye başlayan house. Türün öncü DJ’lerinden Frankie Knuckles ve Ron Hardy, parçaları yeniden miksleyerek, drum machine ve synthesizer kullanarak eserlerde farklı çehreler oluşturdular. Yaptıkları bu yeni ürünleri ise Chicago’daki The Warehouse ve The Music Box gibi kulüplerde dinleyiciye sunuyorlar ve gelen tepkilere göre bir sonraki performans için parçalarını değiştiriyorlardı. The Warehouse kulübü, tür için o kadar kilit bir noktada durmaya başlamıştır ki türün adının buradan geldiği söylenir.

İlk olarak Chicago’da gördüğümüz house, 80’lerden itibaren bütün dünyada popülerleşmeye ve yeni alt türler oluşturmaya başladı. Davul ağırlıklı ritimler kullanıldığında tribal house, neşeli (upbeat) ve sözlere odaklı bir yapı oluşturulduğunda funky house, deneysel ve sadeleştirilmiş melodiler kullanıldığında minimal house, techno ve house arasındaki gri alanda kalanlara tech house adı verildi ve eurohouse, acid house, deep house, UK house, melodic progressive house, ghetto house dahil birçok alt tür oluştu. Oluşan alt türlerle beraber house yalnızca Amerika ve Avrupa kıtasında kapalı kalmayıp bütün dünyaya yayıldı. Satoshi Tomiie, türü Japonya’da ilk benimseyenlerden oldu. Güney Afrika’da ise house hiphop ile birleşti ve kwaito isimli yeni bir melez tür ortaya çıktı.

Frankie Knuckles gibi türün önemli figürlerinden bir diğer isim ise Paul Johnson. “Welcome to the Warehouse” isimli parçası, 90’larda yeni Chicago house ya da ghetto house türünün önemli örneklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor. Sanatçı “Get Get Down” isimli parçasıyla ise dünya çapında üne kavuştu. House ve özellikle ghetto house türünün popülerleşmesinde Jesse Saunders’in kurduğu “Dance Mania” isimli plak şirketinin büyük katkıları olmuştur. Şirket, açık kaldığı 1985-1999 yılları arasında yaklaşık 300 adet albüm ve tekli yayımladı. 1999 yılında kapanan plak şirketi 2013 yılında yeniden faal duruma geçti.

Teknik olarak house müziğin altyapısı; sekiz ölçülük, tekrarlı 4/4’lük ritim kalıbına oturtulmuş off-beat hihat, trampet, alkış ve bass drum'dan oluşur. Parçalar genel olarak 110-130 BPM civarında gezinir. Türün bir diğer karakteristik yapısı ise “four on the floor”dur. 4 vuruşluk bir ölçünün her bir vuruşuna kick davulun duyurulması şeklinde oluşur. İlk dönem house parçaları yüksek tempolu, Roland TR-808 ve TR-909 gibi davul makinelerinin fazlaca kullanıldığı, bunun yanında Roland TB-303 gibi bas synthesizer'ının güçlü ve robotik sesinin neredeyse her daim fark edildiği, kuvvetli gospel ve soul vokallerinin duyulduğu bir yapıya sahipti. Techno'nun endüstriyel ses dünyasının aksine, house çok daha organik bir evren yaratmaktadır. Merkeze aldığı vokal melodisinin çevresini synthesizer ve davul makineleri gibi elektronik enstrümanların yanı sıra keman, çello, bongo vb. gibi akustik enstrüman sampler'larıyla da oluşturmaktadır. Britannica, house türünü şöyle açıklamıştır; “... House, 1970’lerin diskosunun senfonik yapısını ve soul’un diva vokallerini synthesizer güdümlü eurodisco'nun soğuk fütürizmiyle birleştirdi.”

Son olarak müziği anlayabilmek için okumaktan ziyade dinlemenin daha önemli olduğunu bir kere daha vurgulamak istiyorum. Yazı dizisinin house’u incelediğimiz bu bölümü için hazırladığım çalma listesini Mixmag Türkiye’nin Spotify profilinden takip edebilirsiniz.

'Elektronik Müzik 101' çalma listemizi Spotify'da takip edin.

Sonraki Sayfa
Yükleniyor...
Yükleniyor...