Sanatçılar
Orkun Bozdemir: “Müziği hızlı tüketilecek bir içerik değil, paylaşılacak bir deneyim olarak görmeye devam edelim”
Orkun Bozdemir'in yeni albümü 'For Your Soul Only', algoritmaların yön verdiği müzik dünyasına karşı insan odaklı, sabır isteyen ve katmanlı bir dinleme deneyimi sunuyor
Uzun soluklu kariyerini sürekli dönüşüm ve yeniden konumlanma üzerine kuran Orkun Bozdemir, elektronik müzik sahnesinin geçirdiği dönüşümü içeriden okuyan ve bunu üretimine doğrudan yansıtan isimlerden biri. Bu söyleşide, bugünün hız ve tüketim odaklı müzik ekosistemine karşı geliştirdiği alternatif bakış açısını; algoritmalar, kısa formatlı içerik kültürü ve değişen dinleyici alışkanlıkları üzerinden samimi ve eleştirel bir dille ele alıyor.
Kendi pratiğini multi-disipliner bir kurasyon alanı olarak tanımlayan Bozdemir, müziğe yaklaşımında daha bilinçli ve uzun vadeli bir yön çiziyor. Bu çizginin merkezinde yer alan yeni albümü "For Your Soul Only" ise, algoritmaların yön verdiği müzik dünyasına karşı insan odaklı, sabır isteyen ve katmanlı bir dinleme deneyimi sunuyor.
Nasılsınız? 2026 nasıl başladı, şimdilik nasıl gidiyor?
2026’ya girerken sektörün sert bir dönüşüm sürecine gireceğini öngörüyordum. Bu tarz dönemler her zaman kafa karıştırıcı olur; savrulmanın, kopmanın ya da yanlış yollara girmenin çok kolay olduğu süreçlerdir.
Bu yüzden mevcut durumla mücadele etmeye çalışmak yerine yılı daha çok düşünsel, yaratıcı ve üretken bir alana çekmeye karar verdim. Şu an da o yönde ilerliyorum.
Savrulmamak için en iyi yol köklerini güçlendirmek ve derinleştirmek.
'For Your Soul Only' adlı ilk albümünüzü “From Human To Human” yaklaşımıyla konumlandırıyorsunuz. Bu fikri, bugün giderek algoritmalar tarafından yönlendirilen müzik dünyasıyla karşılaştırdığınızda nasıl tanımlarsınız?
Açıkçası algoritmalarla ilişkim uzun süre oldukça olumluydu. Benim gibi keşif odaklı DJ’ler için gerçekten güçlü araçlardı. Yeni müzikler bulmayı kolaylaştırıyor, farklı dünyalara açılan kapılar sunuyordu.
Ama zamanla bu sistem bozuldu. Algoritmayı hackleme çabaları, botlar, “kanca” mantığıyla üretilen içerikler ve formüle edilmiş müzik üretimi ile müzisyenler algoritmaya, algoritma da müzik üretimine zarar vermeye başladı.
Bugün geldiğimiz noktada sadece müziği kimin için yaptığımızı değil, kimin yaptığını bile önemsemediğimiz bir yere geldik.
Bu albümle, özellikle sanat, eğlence ve gece hayatının insani ihtiyaçlar doğrultusunda ortaya çıkmış, yaşamış ve büyüyen olgular olarak kusursuzluktan, kurallardan ve formüllerden uzak tutularak anlamlı ve değerli olduğu düşüncesini vurgulamaya çalışıyorum.
Kısa formatlı, streaming odaklı parçalara karşı bir duruştan bahsediyorsunuz. Bu yaklaşım, albümün yapısını ve akışını nasıl şekillendirdi?
Biz dans müziği yapıyoruz. Dans pisti; kusurluluğu ile güzel olan, öngörülemez, özgür ve herkese kendini beğendirme derdi olmayan bir alan.
Bu bakış açısı, evde ya da restoranda dinlenen müzikten tamamen farklı.
Benim de dijital platformlara oynayan bir yaklaşımın içine girdiğim oldu. Daha kısa parçalar, daha hızlı yakalayan yapılar, daha “etkili” girişler... Ama sonra şunu sorguladım: Ne için yarışıyoruz?
Yapay zeka bizim gibi müzik yapmaya çalışırken, biz yapay zeka gibi müzik yapmaya başladık.
“İlk 3 saniyede yakalamalısın” gibi kurallar geldi. Balık mı yakalıyoruz?
Bu kadar kolay sıkılan, formüllerle yakalanan dinleyici zaten hiç bir zaman bizim hedef kitlemiz değildi ki, bırakalım pop müzik sanatçıları yarışsın yapay zeka ile.
Bu albüm tam olarak bu düşünceden çıktı. Daha uzun, DJ’e alan bırakan, sabır isteyen, bazı yerlerinde bilinçli olarak “kusurlu” bırakılmış, yer yer rahatsız eden ama insan olan parçalardan oluşuyor.
Bu albümün oluşumunda, 2000’lerin başındaki derleme albümlerden ilham aldığınızı paylaşmıştınız. O döneme ait hangi unsurları bu projeye taşımak istediniz?
O dönemki setler ve compilation’lar bir bütün olarak anlam ifade ederdi. Dinleyeni baştan sona taşıyan bir yolculuk sunardı. Her anın “hemen tatmin etme” gibi bir derdi yoktu.
Ben o cesareti bugüne taşımak istedim. Bu bir “eskiden daha iyiydi” romantizmi değil. Bizi bugüne getiren ilham kaynaklarının ruhunu yeni nesle farklı bir şekilde aktarma sorumluluğu.
20 yıla yayılan kariyerinize baktığınızda, İstanbul’daki elektronik müzik sahnesinde sizce en çok ne değişti?
Olumlu tarafından başlamak gerekirse: teknik altyapı ve ses sistemleri ciddi şekilde gelişti. Dinleyici kitlesi de çok daha açık fikirli ve türler arası geçişlere daha alışkın.Teknolojinin sağladığı fırsat eşitliğini de oldukça olumlu görüyorum.
Ama işin diğer tarafında farklı bir kırılma var.
Eskiden sahneyi yönlendiren insanlar; kurasyon yeteneği olan, uzun vadeli düşünebilen ve sorumluluk alan kişilerdi. Bugün ise sektör daha kısa vadeli kararlarla ilerliyor.
Bu kimsenin bireysel hatası değil, daha çok genel koşulların bir sonucu.
Daha kritik bir konu ise şu: Etik ve adil rekabet ortamı ciddi şekilde zayıfladı. Bu da sürdürülebilirlik açısından büyük bir problem.
Bir diğer eksik de bilinçli dinleyici tarafında. Çeşitlilik artmış olsa da derinlik azaldı. Bunu besleyecek medya ve içerik alanlarının da zayıflaması bu durumu daha görünür hale getiriyor.
Elektronik müzik kültüründe zaman içinde tekrar eden döngüler ya da eğilimler sizce neler; hem olumlu hem olumsuz açıdan?
Defalarca gördüğüm bir döngü var:
Elektronik müzik popülerleşir, sektör büyür, sahneler büyür, bütçeler büyür. Daha büyük kitlelere ulaşılır. Sonra denge bozulur. Kitle dağılır.
“Elektronik müzik bitti” söylemi başlar. Sonuçta büyüyen herşey, ölür.
Sonra her şey küçük mekanlarda yeniden doğar. Yeni bir sound filizlenir.
Yeni bir sahne oluşur.
Ve döngü tekrar başlar.
Bu döngüyü okuyabilenler için bu bir avantajdır. Onunla sürüklenen ya da ona direnenler için değil.
Farklı plak şirketlerinden yayınlar yaptınız ve pek çok şehirde sahne aldınız. Sanatsal kimliğinizin tam anlamıyla oturduğunu hissettiğiniz bir kırılma noktası oldu mu?
Kendimi klasik anlamda bir “sanatçı” olarak tanımlamıyorum. Daha çok multi-disipliner bir kuratör ve bir yaşam tarzı temsilcisi olarak görüyorum.
Tarzımın temellerinin 2020 civarında (kariyerimin neredeyse onbeşinci senesinde!) oturduğunu söyleyebilirim. Çünkü çok severek çaldığınız ve ürettiğiniz bir tarzınız olduğunda bile yaşadığınız yeni bir deneyim zevkinizi ve bakış açınızı temelden değiştirebiliyor. Bu nedenle uzun yıllar ve olabildiğince fazla deneyim gerektiriyor bu karar noktasına ulaşmak.
Bugünkü sound’unuzu, ilk dönem prodüksiyonlarınızla teknik ve duygusal açıdan karşılaştırdığınızda nasıl bir fark görüyorsunuz?
Hem tarzımın iyice olgunlaşmasını bekleyip prodüksiyona başladıktan 10 sene sonra ilk parçamı yayınladığım için hem de elektronik dans müziğinin üreticisiyle değil, ürettiği müziği ulaştırmak istediği insanlarla ilgili olması gerektiğini düşündüğüm ve bu hedef kitlem de hala aşağı yukarı aynı olduğu için çok radikal bir fark göremiyorum. Pişman olduğum hiçbir release’im yok. Tek tek bakınca oldukça karışık bir kataloğum var ve aslında bu da benim tarzımı yansıtıyor.
Yılın geri kalanı için paylaşabileceğiniz diğer projeleriniz neler?
Geçtiğimiz yıllarda farklı label’lardan çok fazla release yaptım. Oluşturmak istediğim dünyanın temelleri ve sunmak istediğim katalog için gerekliydi. 2026’da daha çok albüm odaklı ilerlemek, daha az ama daha güçlü release’ler yapmak ve DJ tarafına tekrar daha yoğun odaklanmak istiyorum.
Benjamin Franklin’le ortak çalışmamız olan Less adlı oldukça kişisel sound’u olan bir parçayı geçenlerde yayınladık. Son aylarda setlerimde çaldığımda en çok sorulan ve iyi tepki alan parçamız “Shake Shake” favori label’larımdan olan Redolent’ten haziran ayında yayınlanacak, tam bir yaz hiti. İlk disco parçam “Dreams” ise Ucha’nın (açıkçası kıskandığım seviyede iyi olan) club versiyon remix’i ve Floyd Lavine’in old-school deep house tarzında yaptığı diğer remix’i ile beraber Switch Records etiketiyle yine bu yaz yayınlanacak. Madorasindahouse’dan geçtiğimiz sene yayınlanan ve oldukça etkili olan “Persona” parçamız ise Amine K tarafından remix’lendi, muhtemelen yılın üçüncü ya da dördüncü çeyreğinde dinleyicilerle buluşacak. Sonbaharda “remixed. For Your Soul Only” başlığıyla albümdeki parçaların remix’lerini yayınlamaya başlamayı düşünüyorum. Plak şirketimiz Soul Revue de yıllar süren çabalarımız sonucunda bu sene çok iyi bir ivme yakaladı ve sektörel saygınlık kazandı, bu kazanımları önümüzdeki dönemde yeni yeteneklere alan açmak için kullanacağız.
Söyleşimiz sonlanırken, Mixmag Türkiye okurlarına mesajınız ne olurdu?
Müziği hızlı tüketilecek bir içerik değil, paylaşılacak bir deneyim olarak görmeye devam edelim.
༺༻
Orkun Bozdemir'in yeni albümünü aşağıda dinleyebilirsiniz.
