Ara Menü
Ana Sayfa En Son Haberler Menü
ÖNE ÇIKANLAR

Sueños de Esperanza ve Let’s Project ile etkinlik kültürünün değişen dinamikleri üzerine

Sueños de Esperanza kurucusu Buğra Baktır ve Let’s Project kurucusu Mertcan Şahin, elektronik müzikte topluluk yaratmanın neden her zamankinden daha önemli hâle geldiğini anlattı

  • AHMET BALTAOĞLU
  • 19 Mayıs 2026

Telegram kanalımıza abone olarak en güncel içeriklerden ve ayrıcalıklardan haberdar olun.

Farklı şehirlerden ve kültürlerden insanları ortak bir dans pistinde bir araya getirmeyi amaçlayan, her etkinliğiyle müzik aracılığıyla aidiyet hissini büyüten ve kolektif bir deneyim alanı yaratan Sueños de Esperanza’nın kurucusu Buğra Baktır ile, “eskiden bulunmayan buluşma alanlarını şimdi inşa ediyoruz” yaklaşımıyla hareket eden; yerel DJ’leri desteklemeyi, topluluğunu kaynaştırmayı ve sosyalleşme kültürünü güçlendirmeyi hedefleyen Let’s Project’in kurucusu Mertcan Şahin, Mixmag Türkiye’nin sorularını yanıtladı.

Türkiye’de elektronik müzik promoter’lığı son birkaç yılda sizce nasıl bir dönüşüm geçirdi ve bugün kendinizi bu dönüşümün neresinde konumlandırıyorsunuz?

Türkiye’de elektronik müzik sahnesi artık sadece “party düzenlemekten” çok daha farklı bir noktaya geldi. İnsanlar artık sadece line-up’a değil; hikâyeye, kimliğe, vizyona ve hissettirdiklerinize bağlanıyor. Son birkaç yılda promoter’lık daha global düşünmeye başladı. Eskiden yurt dışındaki trendleri takip eden bir yapı vardı, şimdi ise Türkiye’den çıkan oluşumların Avrupa’ya, Orta Doğu’ya ve farklı pazarlara ilham verdiğini görüyoruz.

Ben kendimizi bu dönüşümün tam merkezinde konumlandırıyorum. Çünkü Sueños de Esperanza’yı kurarken amacımız yalnızca etkinlik yapmak değildi; kendi kültürümüzü, kendi sound’umuzu ve kendi topluluğumuzu yaratmaktı. Bugün “Deep Progressive Afro” dediğimiz hibrit sound’un etrafında oluşan kitle aslında bunun en büyük göstergesi. Biz sadece booking yapan bir yapı değiliz; sahne, görsel dünya, enerji ve community inşa eden bir markayız.

Organizasyon tarafında “sadece etkinlik yapmak” ile bir kültür veya topluluk inşa etmek arasındaki farkı nasıl tanımlarsınız?

Bence en büyük fark şu: Etkinlik bir gece sürer, kültür yıllarca yaşar. Eğer insanlar sadece DJ için geliyorsa o bir event’tir. Ama insanlar birbirini görmek, aynı enerjiyi paylaşmak, aynı dili konuşmak ve kendini ait hissetmek için geliyorsa orada artık bir community vardır.

Bizim için önemli olan şey tam olarak bu. İnsanların Sueños de Esperanza etkinliklerine gelirken sadece müzik dinlemeye değil, bir “ritüelin” parçası olmaya geldiğini hissediyoruz. O yüzden görsellerden sahne tasarımına, içerik dilinden aftermovie’lere kadar her detay aynı dünyanın parçası olmak zorunda. Çünkü kültür detaylarla oluşuyor.

Son dönemde farklı promoter oluşumların benzer line-up’lara yöneldiğine rastlayabiliyoruz. Siz bir booking veya showcase planlarken farklılaşmayı nasıl sağlamaya çalışıyorsunuz?

Bugün global sahnede birçok artist aynı anda trend olabiliyor ve doğal olarak benzer booking’ler oluşabiliyor. Ama bence farkı yaratan şey sadece kimi getirdiğiniz değil, onu nasıl sunduğunuz.

Biz showcase planlarken önce bir atmosfer düşünüyoruz. Sanatçının enerjisini hangi mekân taşıyabilir, o gece hangi hikâyeyi anlatacağız, hangi support artist’ler doğru akışı yaratır… Bunların hepsi çok önemli. Aynı line-up iki farklı promoter’ın elinde tamamen farklı hissedilebilir.

Ayrıca biz local artist gelişimine de çok önem veriyoruz. Çünkü sürdürülebilir sahne ancak kendi yıldızlarını yaratarak büyüyebilir. Bu yüzden sadece global isimlere değil, geleceğin sound’unu şekillendirecek genç isimlere de yatırım yapıyoruz.

Sosyal medya çağında etkinliklerin “deneyim tasarımı” tarafı müziğin önüne geçmeye başladı mı, yoksa bu artık kaçınılmaz bir gerçeklik mi?

Bence müziğin önüne geçmemeli ama artık müzik tek başına yeterli değil. İnsanlar bugün hissetmek, paylaşmak ve deneyimin içinde görünmek istiyor. Bu da çağın gerçeği.

Fakat burada ince bir çizgi var. Eğer görsellik müziği bastırıyorsa orada ruh kayboluyor. Bizim yaklaşımımızda deneyim tasarımı müziği güçlendiren bir unsur. Işık, sahne, içerik dili, görseller… Bunların hepsi müziğin yarattığı duyguyu büyütmek için var olmalı. Çünkü gece bittiğinde insanların aklında kalan şey sadece bir video değil, hissettikleri enerji olmalı.

Mekânlarla promoter’lar arasındaki ilişki sizce nasıl evriliyor? Günümüzde güçlü bir gece hayatı ekosistemi kurabilmek için iki tarafın birbirinden ne beklemesi gerekiyor?

Artık mekân ve promoter ilişkisi klasik “venue + organizatör” ilişkisinden çıktı. İki tarafın da birbirinin markasına değer katması gerekiyor. Güçlü bir ekosistem ancak ortak vizyonla kurulabilir.

Mekânın promoter’a güvenmesi, promoter’ın da mekânın kimliğini doğru okuyabilmesi çok önemli. Çünkü insanlar artık sadece sanatçıya değil, mekân kültürüne de bağlanıyor. Dünyadaki büyük örneklerde bunu görüyoruz. Bir venue kendi ruhunu oluşturduğu zaman promoter ile birlikte çok daha büyük bir hikâye yazabiliyor.

Önümüzdeki dönemde Sueños de Esperanza ve Let’s Project olarak üstleneceğiniz ortak projeler neler olacak?

Önümüzdeki dönemde hem Türkiye’de hem de yurtdışında daha büyük showcase’ler, özel konsept geceler ve destination festival projeleri üzerine yoğunlaşıyoruz. Özellikle deneyim odaklı ve uluslararası ölçekte ses getirecek projeler planlıyoruz.

Bunun yanında sanatçı development tarafına daha fazla yatırım yapacağız. Sadece etkinlik yapan değil; müzik üreten, içerik yaratan ve global ölçekte büyüyen bir yapı kurmak istiyoruz. Sueños de Esperanza’nın vizyonu her zaman sınırların ötesine uzanmak oldu.

5 yıl sonrasına baktığınızda, Türkiye elektronik müzik sahnesinde nasıl bir değişim görmek isterdiniz ve kendi yapınızın bu tabloda nasıl bir rol üstlenmesini hayal ediyorsunuz?

Türkiye’nin sadece tüketen değil, ihraç eden bir sahneye dönüşmesini görmek isterim. Daha fazla Türk sanatçının dünya festivallerinde headliner olduğu, daha fazla label’ın global ölçekte konuşulduğu bir yapı hayal ediyorum.

Kendi adımıza ise Sueños de Esperanza’nın yalnızca Türkiye’de değil, Avrupa ve farklı coğrafyalarda da güçlü bir kültür markası hâline gelmesini hedefliyoruz. İnsanların sadece etkinliklerimizi değil, taşıdığımız enerjiyi ve vizyonu tanıdığı bir yapı inşa etmek istiyoruz.

Türkiye’de elektronik müzik sahnesini yakından takip eden takipçilere hangi mesajları iletmek istersiniz?

Bence en önemli şey sahneyi sadece tüketmemek, ona katkı da sağlamak. Local artist’leri desteklemek, yeni sound’lara açık olmak ve gerçekten kültürü büyütmek gerekiyor.

Türkiye çok güçlü bir potansiyele sahip. Çok yaratıcı DJ’lerimiz, producer’larımız ve genç kitlemiz var. Eğer birlik olmayı başarabilirsek bu coğrafyadan çok büyük işler çıkacağına inanıyorum.

Ve en önemlisi… müziğin insanları bir araya getiren en güçlü dillerden biri olduğunu unutmamak gerekiyor. Çünkü bazı geceler sadece eğlence değildir; insanın hayatında iz bırakan anlara dönüşür.

Sonraki Sayfa
Yükleniyor...
Yükleniyor...