Ara Menü
Ana Sayfa En Son Haberler Menü
Sanatçılar

Kusursuz Uyum: Frankey & Sandrino

Alman ikili 31 Ağustos'taki KAFES İstanbul şovları öncesi Mixmag Türkiye'ye konuştu

  • MIXMAG TURKEY
  • 28 Ağustos 2019

Sandrino Tittel ve Frank Beckers'tan oluşan Berlin merkezli ikili Frankey & Sandrino, 31 Ağustos Cumartesi akşamı KAFES İstanbul'daki performansları öncesi Mixmag Türkiye'ye özel açıklamalarda bulundu. Türkiye'deki sevenlerinin son olarak 25 Nisan'da M Music Presents etkinliklerinde İstanbul Klein'da dinleme fırsatı yakaladığı başarılı ikili, üretken şekilde sürdürdükleri 2019 yılının yaz mevsiminin son gününde İstanbul'da tekrar dinleyicileriyle buluşacak. İşte 2015'te 'Acamar' parçalarıyla Ibiza DJ Ödülleri'nde '"sezonun parçası" ödülü almaya hak kazanan, pek çok orijinal ve remiks yapımlarıyla dinleyicileriyle aralarındaki bağı günbegün güçlendirmeyi başaran Frankey & Sandrino ikilisiyle sohbetimiz.

Tanışmanızın ardında ilginç bir hikaye olduğunu biliyoruz. Birbirinizi tanımanız Sandrino'nun Almanya'nın Wuppertal kentindeki Butan Club'da resident DJ olarak çaldığı döneme dayanıyor. Tam olarak ne zamandı? Biraz o süreçten bahseder misiniz?

Sandrino: Benim ilk resident DJ olarak çalmaya başladığım günlerdi. DJ'liğin ne demek olduğunu orada öğrendim. Sadece şovumu yapıp bitireyim şeklinde kesinlikle değildi söz konusu süreç. İki saat, bazen daha fazla süre boyunca adapte olmam gereken farklı müzikal ortamlarda her türlü olasılığı olabildiğince tecrübe ediyordum. Yavaş tempo başlayıp psychedelic tonlarda bitirdiğim performanslarım oluyordu. Çalmam beklenen zamanda, çalmam gerekenleri çalıyordum. Açıkçası müzikal gelişimimde çok da özlem duyduğum bir dönemi temsil ettiğini söyleyemem. Zaman zaman keşke günümüzdeki DJ'ler zamanlamaya ve gecenin dinamiğine daha çok dikkat etseler diye düşünüyorum.

Frank: Butan Club... Ne zamanlardı ama! Sandrino'yla tanıştığım dönemde Avrupa'nın çeşitli noktalarında sahne alıyordum. Butan evimiz gibi hissettiğimiz bir yerdi. Organizatör, DJ, dekoratör, sesçi ve ışıkçılar dahil tanıdığımız pek çok insan o dönemdeki partilerde yer alan kişilerdi, herkes kendini gerçekten özel bir şeyin bir bileşeni gibi hissediyordu. Butan'ın ikinci katında çokça kez DJ arkadaşlarımla b2b setler çaldık. DJ'lik anlamında kesinlikle bana öğrettiği çok şey oldu bu periyodun.

İlk başlarda Sandrino'nun house müziğe olan tutkusu belirginken, Frank'in geleneksel müzik eğitiminden geçmiş biri olduğunu biliyoruz. Farklı müzikal arka planlarınız Frankey & Sandrino'nun güncel deep & melodik karakterine nasıl evrildi?

Sandrino: Bence iki farklılık arasındaki ortak noktayı teorik ve pratik bilgilerimizi olumlu şekilde bütünleştirerek bulduk. Burada yalnızca kulaklarınıza güvenmenin naifliği de yadsınamaz.

Frank: Ortak bir nokta yakalayıp bugünkü karakterine ulaştırma sürecimiz son derece zorlamadan uzak ve organik şekilde ilerledi. Mesela melodik kısımlar bana hep doğal ve kolay baş edilebilir gelirken, Sandrino ses estetiği, farklı temaları birbirine bağlama ve melodileri nasıl ışıltılı hale getirebiliriz konularında beceri sahibi.

2012 yılındaki ilk tekliniz 'Comeback'in kariyerinizde önemli bir yeri olmalı. Devamında Four:Twenty Records, Mood Music, Innervisions ve Diynamic Music gibi plak şirketleriyle çalışmalarınız başladı ve süreç sizi 2015'te 'Acamar' adlı parçanızla Ibiza DJ Ödülleri'nde "sezonun parçası" ödülü kazanmaya kadar götürdü. Orijinal yapımlarınız ‘Virgo’, ‘Solaris’, ‘Alya’, ‘The Great Attractor’ ve ‘Paligama’, ‘Odissey’, ‘Sources’, ‘Senior Elfo’ parçaları için yaptığınız remiksleri de dikkate aldığınızda, yıllar içinde prodüksiyonlarınızın karakterindeki dönüşümü nasıl değerlendirirsiniz?

Sandrino: En başta kendimizi asla tekrarlamamak üzerine Frank ile aramızda çok basit bir anlaşma yaptık. İsmini saydığınız tüm yapımlarımızda bu anlaşmanın izlerini görebilirsiniz.

Frank: Evet, tam da bu şekilde aramızda anlaşmıştık. Ancak elbette tipik Frankey & Sandrino soundunu bir şekilde her zaman hissedersiniz. "Haydi bu parçayı önceki şu parçamız gibi yapalım" şeklinde bir düşünce aklımızın ucundan bile geçmedi hiç. Bu tutum ile bir yandan sanatsal gelişimimizde heyecan verici tecrübeler kazanıp müzikal vizyonumuzu farklı şekillerde ifade etme yolları arıyoruz, bir yandan da egoist bir "Kendimden asla sıkılmak istemiyorum" tavrı ve yaklaşımıyla hareket edebiliyoruz.

Haziran sonunda altıncı kataloğunu yayımlayan plak şirketiniz Sum Over Histories ile yeni yeteneklere destek olan bir ikilisiniz. Çıkaracağınız parçaları seçerken gözettiğiniz belirli kriterler var mı? Sum Over Histories'ten parça çıkarmak isteyen prodüktörler demo göndermeden önce nelere dikkat etmeliler?

Sandrino: Gördüğünüz gibi üç yılda altı kataloğa ulaşabildik, müzik seçimi konusunda oldukça seçiciyiz. Bizim için müzikal kompozisyondaki özgünlük, tür ayrımlarından ve güncel trendlerden önde geliyor. Ambient ya da techno, melodik ya da değil, bunlara aldırış etmeden beğendiğimiz her parçayı imzalayabiliriz. Sadece kendi müziğinizi yaratın ve orijinal olun.

Frank: Farklı bir yanı olmalı, sizi sarmalayıp dikkatinizi çekmeyi başarabilmeli. Sandrino'yla plak şirketimizde yayımlanması muhtemel parçalar hakkında konuşurken kendi kendime "Bu parçayı iki yıl sonra da hatırlayacak mıyım?" sorusunu soruyorum. Kesinlikle hafızalarda yer edecek bir çalışma olmalı.

2019 sizin için oldukça üretken bir yıl olarak devam ediyor. 2016 yılında çıkardığınız 'Ways of the Sun'ın remiks albümü, 'Outbound.3' derleme albümündeki 'Kuma' parçanız ve 'Sirius' kısaçalar albümünüz bu yıl şimdiye kadar dikkat çeken işleriniz olarak öne çıkıyor. Yılın geri kalanında yeni çalışmalarınız olacak mı?

Sandrino: Kesinlikle üretken bir yıl oldu ve yaptıklarımızın çoğunu daha görmediniz. Küçük ipuçları olarak, kendimizi evimiz gibi hissettiğimiz plak şirketine geri dönüyoruz, Watergate'ten bir kısaçalar albümümüz yayımlanacak. Ayrıca Japon plak şirketi Mule Musiq'ten yine bir kısaçalarımız yakında çıkacak. Agoria'nın 'Remedy' parçası için yaptığımız remiksi Eylül sonu mistik plak şirketi Philomena aracılığıyla dinleyicilerimizle buluşturacağız. Söylemediğim dahası da var!

Biraz da Berlin Watergate Club'daki yaz etkinlikleriniz hakkında konuşalım. İki hafta önce oradaydınız ve 5 Eylül'deki yeni performansınızı eminiz heyecanla bekliyorsunuz. Orada çalmak nasıl bir duygu?

Sandrino: Yalnız başımıza ya da bir guest DJ ile tüm gece boyunca çalma motivasyonuyla oradaki resident periyodumuzu başlatmıştık. Bu denli başarılı etkinlik serileri ortaya çıkacağını asla tahmin etmemiştik. Geri dönüşlerden ve verilen destekten dolayı muazzam derecede mutluyuz. Bu seriyi sürdürerek geliştirmeye elbette devam edeceğiz. Buradaki etkinlikler şu sıralar durmak bilmeyen tur takvimimizin en önemli bölümünü oluşturuyor.

Ambient çalarak programa başladığımızda insanların kulübe gelerek oturup sohbete başladıklarını gözlemlemek, bazılarının daha en başta dans pistine geldiğini görmek çok keyifli. Bir süre geçtikten sonra, 80 BPM civarında kick drum ile başlayan bir parça girdiğinde insanların nabzındaki yükselişi hissediyoruz, bizimle yolculuğa hazır hale geliyorlar. Hoşumuza giden en iyi şey ise cep telefonuyla içeriye girilmesine izin verilmemesi. İnsanlar müziğe ve geceye dilediğince kendilerini kaptırabiliyorlar. Çok güzel bir şey! Bu noktada Watergate'e teşekkür etmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Frank: İki hafta önceki son performansımızda beklentilerimizin doruk noktasını yaşadık. Bir müzik tutkunu ya da bir DJ olarak çıkacağınız böylesine uzun bir yolculukta olmasını isteyebileceğiz her şey vardı.

Bireysel olarak favori şehirlerinizi merak ediyoruz.

Sandrino: Seçim yapmak çok zor. İçinde bulunduğum her şehir birbirinden çok farklı ve ayrı içsel ihtiyaçları karşılar nitelikte. Açıkçası İstanbul favori şehirlerimden bir tanesi. Ayak basar basmaz baskın ve güçlü enerjisini hissediyorsunuz. Sadece büyüklüğü değil, bunda insan yapısı, geçmişi ve halen hissedebildiğim tarihi değerinin de etkisi var. Plak şirketimizin sunumuyla gerçekleşen ilk uluslararası etkinliği belki de bu yüzden İstanbul'da yapmaya karar verdik.

Frank: Sanırım Tokyo derdim. Her seferinde beni tazeliyor. Başka bir gezegene gitmiş gibi, sanki teknik düzeyde gelişmiş fütüristik bir dünya ile geleneksel budist bir uygarlık çarpışıyor gibi hissediyorum. Bu füzyon enerjik, organize ve eşsiz yepyeni bir evren yaratıyor benim gözümde.

Peki izlememizi tavsiye edeceğiniz filmler?

Sandrino: Son zamanlarda dizi müptelası oldum. Alman dizisi 'Dark'ı izlemenizi tavsiye ederim. Her izleyişimde beni şaşkınlığa uğratıyor, son sezonunun başlaması için sabırsızlanıyorum.

Frank: Brezilya seyahatimden dönerken Lübnan yapımı 'Capernaum' filmini beğenerek izlemiştim. Beyrut'ta yaşayan küçük yoksul bir gencin kendisini doğurdukları için ailesine dava açmasını konu alan acıklı bir hikayesi var. Birçok ödül kazanmış bir film. İzlerken içiniz acıyor ama mutlaka izlenmesi gereken bir film olduğunu düşünüyorum.

Bu yıl dünya çapında yine çok yoğun bir tur ve performans takviminiz var. 31 Ağustos'ta, yaz mevsiminin son gününde KAFES İstanbul'da Türkiye'deki dinleyicilerinizle tekrar bir araya geleceksiniz. Neler düşünüyorsunuz?

Sandrino: Evimiz gibi hissettiğmiz bir mekanda sevdiğimiz arkadaşlarımız ve sevdiğimiz sanatçılarla çok güzel vakit geçireceğiz.

Frank: Çalmaktan her zaman keyif duyduğum bir yer. Pozitif ve sıcak bir enerjisi var. Yeniden orada olacağım için mutluyum.

İstanbul performansınız öncesi Türkiye'deki dinleyicilerinize iletmek istediğiniz özel bir mesajınız var mı?

Sandrino: KAFES'te sizlerle buluşarak hayatı, sevgiyi ve mutluluğu birlikte kutlamak için sabırsızlanıyoruz.

Frankey & Sandrino, 31 Ağustos 2019 Cumartesi günü KAFES İstanbul'da Jimi Jules ve Lazaros'un da katılacağı gecede performans sergileyecek. Etkinlik biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.

Spotify '#Frekans' çalma listemizi takip edin.

Sonraki Sayfa
Yükleniyor...
Yükleniyor...