ÖNE ÇIKANLAR
Menachem'in Yüzyılı
Menachem'in 100. yılı, 26 Haziran Cuma günü Space Motion ile Sobek'in Menachem 26'ya Klein Phönix'te eşlik edeceği özel bir gece ile kutlanacak
Elektronik müzikte bazı projeler belirli bir türe, döneme ya da sahneye ait olarak tanımlanabilir. Menachem 26 ise bunlardan biri değil. 2018 yılında ortaya çıkan proje, ilk bakışta bir elektronik müzik üretimi gibi görünse de, kökleri çok daha geriye uzanıyor. Çünkü Menachem 26'nın hikâyesi bir müzik projesinin başlangıcından çok, bir aile hafızasının, göç rotalarının ve kuşaklar boyunca aktarılan kimlik arayışının ses aracılığıyla yeniden yorumlanmasıyla ilgili.
Projenin adı, sanatçının büyükbabası Menachem'den ve onun doğum yılı olan 1926'dan geliyor. Ancak bu seçim yalnızca kişisel bir saygı duruşu değil. Menachem 26, bir ismi geçmişe ait bir hatıradan çıkarıp geleceğe taşımaya çalışan uzun soluklu bir yaratıcı pratiğin merkezinde yer alıyor.
26 Haziran Cuma günü Space Motion ile Sobek'in Menachem 26'ya Klein Phönix'te eşlik edeceği gece yaklaşırken, Menachem 26'nın yalnızca müzikal üretimlerini değil, bir isim etrafında şekillenen çok katmanlı hikâyesini ve bugüne uzanan yaratıcı yolculuğunu daha yakından incelemek için doğru bir zaman.
Kimliği Bir Varış Noktası Değil, Bir Yolculuk Olarak Görmek
Menachem 26'nın temel anlatısı kökenlerden çok süreklilik fikri üzerine kurulu. Proje, geçmişi yeniden inşa etmeye ya da mirası nostaljik bir çerçeveye yerleştirmeye çalışmıyor. Bunun yerine kimliğin zaman içinde, farklı coğrafyalar arasında ve çeşitli kültürel gerçekliklerin kesişiminde şekillendiği düşüncesini merkezine alıyor.
Sanatçının aile geçmişi Endülüs'e kadar uzanıyor. 1492 sonrasında başlayan göç hareketleriyle Osmanlı coğrafyasına taşınan aile hikâyesi; Filibe, Sofya ve Edirne gibi şehirlerden geçerek 20. yüzyılın ortalarında İstanbul'a ulaşıyor. Bu tarihsel rota, projede kronolojik bir anlatıdan çok kültürel bir zemin işlevi görüyor.
Yüzyıllar boyunca farklı kültürler ve topluluklarla iç içe yaşanan bu deneyim, Menachem 26'nın dünyaya bakışını da şekillendiriyor. Burada kimlik tek katmanlı değil; aidiyet dışlayıcı bir kavram olarak ele alınmıyor. Kültür ise birbirinin yerini alan unsurların değil, zamanla biriken katmanların toplamı olarak görülüyor.
Kültürü Müziğin Üzerine Değil, İçine Yerleştirmek
Menachem 26'nın müzikal dili de bu yaklaşımın doğal bir uzantısı.
Projenin ses dünyasında organik elektronik müzik, etnik dokular, disco etkili groove'lar, indie dance estetiği ve kulüp kültürüne ait enerjiler aynı potada buluşuyor. Ancak burada geleneksel unsurlar dekoratif bir unsur olarak kullanılmıyor. Tam tersine, ritmik yapının ve kompozisyonun ayrılmaz bir parçasına dönüşüyor.
Geleneksel veya kültürel öğelerin müziğin üzerine eklenen bir süsleme olmak zorunda olmadığını fark etmek, Menachem 26'nın ses karakterinde önemli bir kırılma noktası yaratıyor. Sonraki yıllarda proje, organik ve downtempo köklerini korurken daha hibrit, daha kulüp odaklı ve daha hareketli formlara doğru evriliyor.
"Nem" ile Başlayan Yolculuk
Menachem 26'nın resmi hikâyesi 2018 yılında yayımlanan "Nem" ile başlıyor. Metanoia etiketiyle çıkan parça, Aşık Mahsuni geleneğinden beslenen bir eserin çağdaş elektronik müzik perspektifiyle yeniden yorumlanması olarak dikkat çekiyor.
COSS, Iorie ve Anatolian Sessions imzalı remixlerle desteklenen çalışma, kısa sürede organik ve etnik elektronik müzik çevrelerinde ses getiriyor. Özellikle Anatolian Sessions remix'i, projenin görünürlüğünü önemli ölçüde artıran bir dönüm noktası hâline geliyor.
Parça daha sonra hak sahibi tarafın talebi doğrultusunda dijital platformlardan kaldırılıyor. Ancak "Nem", bugün hâlâ Menachem 26'nın yaratıcı yolculuğundaki en belirleyici yapı taşlarından biri olarak öne çıkıyor.
Avrupa'da Görünürlüğe Açılan Kapı
2019 yılında Bar 25'in Sounds of Sirin derlemesinde yer alan "Calexico", projenin uluslararası ölçekte daha geniş bir çevreye ulaşmasını sağlıyor. Daha psikedelik ve yükselen bir enerji taşıyan parça, Menachem 26'nın kulüp odaklı anlatısının ilk sinyallerini veriyor.
Bu dönemde yayımlanan "Eternity" remix'i gibi çalışmalar da projenin Avrupa elektronik müzik sahnesindeki görünürlüğünü artıran üretimler arasında yer alıyor.
'Kumkapı Blues' ve Kalıcı Bir İmza
2020 yılında yayımlanan "Kumkapı Blues", Menachem 26 kataloğunun en tanınan eserlerinden biri hâline geliyor.
Yaylılarla açılan karakteristik girişi, güçlü melodik yapısı ve duygusal yoğunluğu sayesinde parça, projenin en belirgin imzalarından biri olarak öne çıkıyor. Pandemi döneminde yayımlanması nedeniyle ilk etapta sahne etkisini tam olarak gösteremese de, yıllar içinde DJ setlerinde ve dinleyici hafızasında kalıcı bir yer ediniyor.
Bugün birçok dinleyici için Menachem 26 denildiğinde akla gelen ilk parçalardan biri hâlâ "Kumkapı Blues".
Üretkenlik Dönemi ve Dönüşüm
2021 ve 2022 yılları, projenin en yoğun üretim dönemini oluşturuyor.
T-Puse ile birlikte hazırlanan "Hodaya", Menachem 26'nın en çok dinlenen işlerinden biri olurken uluslararası erişimini de genişletiyor. Aynı dönemde yayımlanan "530 Years" EP'si ise ismini 1492 sonrası başlayan tarihsel kırılmaya gönderme yapan bir referanstan alıyor ve projenin daha kulüp odaklı bir estetiğe yöneldiğini gösteriyor.
Bu yıllarda gerçekleştirilen çok sayıda remix ve iş birliği, Menachem 26'nın hem Türkiye'deki hem de uluslararası elektronik müzik çevrelerindeki konumunu güçlendiriyor.
2022'de yayımlanan "Kumkapı Blues Remix EP" ise parçanın ikinci hayatını başlatıyor. Anatolian Sessions, Dj Bey ve Valeron'un yorumları sayesinde eser farklı bağlamlarda yeniden keşfediliyor.
Derinleşen İş Birlikleri ve Olgunlaşan Bir Ses Dünyası
2023 ve 2024 yıllarında üretim temposu yavaşlarken ses dünyası daha rafine bir noktaya ulaşıyor.
Qualista etiketiyle yayımlanan "Kishuf" EP'si, Benjamin Fröhlich ve Daniel Rateuke remixleriyle dikkat çekerken güçlü görsel diliyle de öne çıkıyor. Headwaters ile hazırlanan "Pixel Desert" EP'si ise müzik ve görsel anlatıyı aynı eksende buluşturan daha bütüncül bir yaratıcı yaklaşımı temsil ediyor.
Bu dönemde nicelikten çok derinlik ön plana çıkıyor. Menachem 26, daha az üretmesine rağmen her projede daha bütünlüklü bir dünya kurmaya odaklanıyor.
Bu yaklaşım, yıllar içinde şekillenen yaratıcı çevresiyle de yakından bağlantılı. Projenin gelişiminde Metanoia ilk dönemlerde önemli bir çıkış noktası olurken, COSS müzikal yönelim üzerinde belirleyici etkiler bırakıyor. Anatolian Sessions hem remix çalışmaları hem de sağladığı görünürlük sayesinde Menachem 26'nın hikâyesinde kritik bir rol üstleniyor.
Gardens of Babylon, yayınlar ve etkinlikler aracılığıyla projenin uluslararası görünürlüğünü artırırken, Harabe uzun yıllara yayılan istikrarlı desteğiyle öne çıkıyor. Bar 25, Menachem 26'nın Avrupa elektronik müzik çevrelerinde daha geniş bir alana ulaşmasına katkı sağlarken, Stil vor Talent ve Oliver Koletzki ile kurulan ilişki de zaman içerisinde doğal biçimde gelişen yaratıcı bağlardan biri olarak dikkat çekiyor.
İş birlikleri tarafında ise Headwaters, yalnızca müzikal değil görsel anlatı açısından da uzun soluklu bir yaratıcı yol arkadaşına dönüşüyor. T-Puse ile gerçekleştirilen çalışmalar projenin en çok ilgi gören üretimleri arasında yer alırken, Valeron ve Dj Bey gibi isimler de remix çalışmalarıyla Menachem 26 repertuvarının farklı bağlamlarda yeniden yorumlanmasına katkı sağlıyor.
Bugün geriye dönüp bakıldığında Menachem 26'nın çevresinde oluşan bu ekosistem, belirli bir hiyerarşi ya da stratejik plan üzerinden değil; ortak estetik değerler, karşılıklı etkileşim ve zaman içerisinde gelişen ilişkiler üzerinden şekillenmiş organik bir yaratıcı ağ olarak öne çıkıyor.
Hafıza ve Görsellik Arasındaki Bağ
Sanatçının anlatısı yalnızca müzikten oluşmuyor.
Projenin görsel dünyası aile arşivlerinden, eski fotoğraflardan, video kayıtlarından ve sanatçının film yapımına olan ilgisinden besleniyor. Çalışmaların büyük bölümünde doğrudan sanatçı temsiline yer verilmemesi de bu nedenle dikkat çekiyor.
Bunun yerine hafıza, atmosfer ve kuşaklar arası bağlar ön plana çıkarılıyor. Böylece müzik ses üzerinden ilerlerken, görseller de hafızanın taşıyıcısı olarak ikinci bir anlatı katmanı oluşturuyor.
Yavaşlama ve Yeniden Hizalanma
Yoğun geçen yılların ardından 2024 ve 2025 döneminde belirgin bir yavaşlama yaşanıyor.
Azalan üretim temposu, yaratıcı yorgunluk ve daha içe dönük bir çalışma süreci, projenin yönünü geçici olarak değiştiriyor. Bu dönemde ortaya çıkan "DAKN" gibi çalışmalar, daha karanlık ve daha sert ritmik yapılarıyla dikkat çekiyor.
Ancak bu süreç bir kopuş olarak değil, daha uzun bir döngünün doğal bir evresi olarak değerlendiriliyor.
Tam da bu dönemde Menachem 26, adını aldığı 1926 yılının 100. yılına ulaşıyor. Ancak proje bu eşiği geçmişe dönük bir kutlama ya da nostaljik bir dönüm noktası olarak ele almıyor. Aksine, bu yüz yıllık çizgi yeni bir hizalanma ve yön tayini olarak karşımızda.
Bu yeni fazda odak noktası yeni üretimlere, daha esnek yaratım biçimlerine ve kulüp deneyimi ile canlı performans arasında konumlanan müzikal formlara kayıyor. Menachem 26'nın ses dünyası, köklerinden beslenmeye devam ederken kendisini tek bir format ya da sahne pratiğiyle sınırlamayan daha açık bir yapıya evriliyor.
Dolayısıyla bugün içinde bulunulan dönem bir yeniden başlangıçtan çok, sürekliliğin yeni bir aşaması olarak okunabilir. Menachem 26 için 100. yıl, geriye bakmaktan ziyade ileriye uzanan yolun yeniden tanımlandığı bir dönemi temsil ediyor.
༺༻
Sanatçı için, Menachem'in 100. yılını taçlandıran yepyeni gelişmelerden biri de, Altın Gün'ün 2018 yapımı "Goca Dünya" parçasına yaptığı düzenlemeyi dinleyicileriyle paylaşması oldu. Düzenlemeyi dinlerken, 26 Haziran Cuma günü Menachem'in 100. yılına ithafen Klein Phönix'te gerçekleşecek ve Space Motion ile Sobek'in Menachem 26'ya eşlik edeceği gecenin biletlerine buradan ulaşabilirsiniz.
