Ara Menü
Ana Sayfa En Son Haberler Menü

Berlin kulüp hayatı modası: Nachtclubs Berlin

“Her zaman giyinmek istediğin gibi giyin, ya da hiç giyinmesen de olur. Sadece keyif almaya bak”

  • RÖPORTAJ: OZAN TEZVARAN | ÇEVİRİ: GÖRKEM BAHRİYELİ | FOTOĞRAF: SABRINA JEBLAOUI
  • 9 Eylül 2019

İnternetteki trollerin söyledikleri bir tarafa, tekno ve moda el ele gitme eğilimindedir. Durumun doğruluğu kendini en güzel Berlin’de, parti katılımcılarının şehirdeki en sıra dışı, en seçkin kulüplerine giderken seçtiği kombinlerde de kendini gösteriyor. Tekno sahnesinin bu yönü, Fransız fotoğrafçı Sabrina Jeblaoui tarafından yaratılan Nachtclubs Berlin projesi tarafından da her gün belgelenmeye devam ediyor.

Berlin'in parti tarzının özünü kulüplerin dışında çekilen analog portrelerle yakalayan Jeblaoui, Berlin kulübü sahnesine aşık olduktan ve bugünlerde tekno sahnesinde neler olup bittiğini belgelemek için hesabını yarattı. Aşağıdaki resimlerden bazılarına göz atın. Belki bir gün kendinizi orada bulabilirsiniz!

Berlin’e taşınmaya nasıl karar verdin?

Berlin’e taşınmaya en yakın arkadaşımın Almanya’da yaşıyor olmasından dolayı karar verdim. Paris’teki yaşam tarzından sıkılmıştım, biraz nefes almak istedim. Pahalı olmayan, istediğim zaman restoranlara gidebileceğim ve doğayla bağımı koparmadan ruhumun ve fotoğrafçılığımın daha özgür hissedebildiği bir yerde yaşamam gerekiyordu.

Sence Berlin neden böyle bir kulüp ortamına sahip?

Berlin'deki kulüp ortamı çok büyük ve oldukça dikkat çekici. Eğer istersen haftanın her günü partileyebilme şansın var. Tekno kültürü artık o kadar da yer altı değil… Oldukça popüler. Bu yüzden sosyo-kültürel açılardan oldukça fazla kesimlere hitap edebiliyor. Bunun toplumun bir yansıması olduğunu düşünüyorum. İnsanların kuralları unutup kendilerini ve kendi sınırlarını bulmaya ihtiyaçları var. Kimi zamanlarda kendilerini kaptıranlar için tehlikeli sonuçlar da verebiliyor.

Moda ve tekno bir arada nasıl bu kadar iyi yürüyebiliyor?

Aslında Instagram hesabım modayla alakalı olsa da projemin asıl amacı daha farklı. Benim amacım Berlin’de partilerde gerçek insanların, gerçek hallerini gösterebilmek. Şu anki moda akımları 90'lar ve 2000'lerin başında olan trendlerle çok benzeşiyor ki bu durum da bence moda sektörünün tekno müziğinin popülerleşmesi ile doğru orantılı gittiğini gösteriyor.

Projeye nasıl başladın?

Berlin’e taşınmadan önce projem hakkında bazı fikirlerim belirsiz de olsa vardı. Arkadaşlarıma Berlin’deki parti ortamında bulunan insanların fotoğraflamanın güzel olabileceğinden bahsediyordum ama kendime güvenim tam olamadığı için üzerinde fazla da durmuyordum. Sık sık partiliyor ve beni mutlu etmeyen bir işte çalışıyordum. O sıralar fotoğrafçılık üzerine odaklanmasam da kafamdaki fikri sürekli kendini bana hatırlatıyordu.

Başlarda sadece birkaç fotoğraf çekmek için yola çıktım. Berghain yanında yaptığım ilk çekimden sonra aslında bunu yapmaktan çok keyif aldığımı ve insanların da kameram karşısında poz vermekte bir sorun yaşamadıklarının afakında vardım. Hesabımı da fotoğraflarını çektiğim insanların kendi fotoğraflarına kolayca erişebilmeleri için açtım. O zamandan beridir de bir topluluk haline geldi.

Bize günlerini nasıl geçirdiğinden bahsetmek ister misin? Sabrina Berlin’de neler yapıyor?

Geçtiğimiz 6 ayda her sabah 4 saat süren Almanca derslerim vardı. Arkadaşlarıyla kahve içmeyi seven, bazen tembel de olabilen normal bir insanım. Şubat'tan beridir de istediğim şeye tekrar odaklanabilmek için partilere katılmıyorum. Yakında herkes gibi çalışmaya başlayacağım. Hafta sonları da fotoğrafçılık devam edecek.

Berlin’de bir gece için verebileceğin stil önerileri nelerdir?

Her zaman giyinmek istediğin gibi giyin, ya da hiç giyinmesen de olur. Keyif almaya bak.

En sevdiğin fotoğrafçı?

Nan Goldin.

En sevdiğin kulüpler?

Sisyphos, Kit Kat, Berghain.

En sevdiğin Instagram hesabı?

Humans of New York, çünkü seyahat edip gerçek hikayeler okuyabiliyorum. Hikayelerle empati kurabileceğiniz en iyi hesap olabilir.

Spotify '#Yeraltı' çalma listemizi takip edin.

Yükleniyor...
Yükleniyor...